Ülkemizin cennet köşelerinden Ağva

Haber7.com yazarlarından Nuray Kahraman Ağva'ya gitmiş ve izlenimlerini şiir tadında anlatmış. Böyle güzel bir gezi yazısını es geçmek olmazdı. Yazıyı buraya alıyor ve Nuray Kahraman'dan devamını bekliyoruz.

Ağva... İstanbul'un yanı başında, doğanın bütün hünerlerini sergilediği bir yeryüzü cenneti... Yemyeşil bir ormana yaslanmış, masmavi bir denize yüzünü dönmüş, iki nehir arasında kalmış bir doğa harikası....

Ağva kumsalları yaz aylarında dolup taşarken, kış aylarındaysa doğanın güzelliğini yaşamak isteyen kişilerle dolu. Ağva’yı bu denli sevdiren doğal güzelliğinin asıl kaynağı bilindik bir sahil kasabası olmayışı; gerek etrafında bulunan yemyeşil doğası, ormanları, koy ve kumsalları gerekse iki yanında salınan o meşhur nehirleri bu güzelliği oluşturan birkaç etken.

Ağva hakkında…

"Ağva, dört mevsim boyunca şehrin karmaşasından kaçmak isteyenleri kendine çekiyor. Çok kısa bir yolculuk sonunda Ağva'da bambaşka bir dünyaya kucak açmak ve rüya gibi bir tatil yaşamak mümkün. İstanbul'a sadece 97 km uzaklıkta bulunan Ağva, huzur içinde bir tatil için ideal fırsatlar sunuyor"

İşte bu tanıtım metninin albenisine kapılıp alıyoruz soluğu Ağva’da. Ama siz 97 km denildiğine aldanmayın. Pendik civarından basmış olmalılar kilometreye. Zaten hafta sonu metrekareye 30 dk. trafik çilesi düşen İstanbul gibi bir metropolde Şile yolunun tenhalığından işkillenmiştim. Benim evden 150 kilometre yaptı. Dönüşüyle yapar 300. Hadi uzaklığı, benzini, yağı, diferansiyeli, aracın yıpranma payını saymasanız bile, en azından 70 kilometre yoğun virajlı yolda baş dönmesi, bulantı, tansiyon sorunlarını nasıl aşacaksınız orası önemli. İlçeye geliş gidiş saatlerinizi gün ışığına ayarlamanızı öneririm. Bu virajları gecenin karanlığında aldığımızı düşünmek dahi istemiyorum.

Bir sağa, bir sola kaykıl!

Yoğun virajın etkisiyle atından savrulan jokeyler gibi bir o yana, bir bu yana savrulurken midenizle bu güne kadar bir sorun yaşamadıysanız da o gün bulanacağı; orta kulak iltihabı geçirmemiş, beyninde herhangi bir problem olmayan bir insan evladı iseniz dahi kulak çınlaması eşliğinde kronik baş dönmesi yaşayacağınız garanti.

Doyulur mu doyulur mu, Ağva’ya kıyılır mı?

Peki tüm bu olumsuzluklara rağmen yine de gitmeli mi Ağva’ya derseniz, bittabi. Bir kere manzara harikulade; mavi ile yeşil ahenkle dans etmekte. Bir de akan dere de girince kadrajınıza mütemadiyen, değmeyin bu güzelliğe. Yolarda inekler, gözleme yapan teyzeler, organik sebze meyve satan köylüler, yağlı boya bir tablonun güzide bir ürünü gibi başrol oyuncusu cami ve minaresinin etrafına toplanmış şirin evleriyle köyler, herşey fazlasıyla güzel. Namaz molası için girdiğiniz bu köylerde kıldığınız namaz ise, caminin penceresinden içeri hücum eden güneş ve manzaraya kapılmamayı becerebilirseniz, ayrı bir huşu vermekte. Vakaya sloganik yaklaşırsak şayet: İmanınızı besleyin, namazınızı değişik ortamlarda eda edin.

Otelde yemedik, iyi halt ettik!

Biz Ağva’ya varana kadar güneş batmaya yüz tuttuğundan kelli, zaruretten bir otelde konuşlanıyoruz. Otel yatak artı kahvaltı düsturunu şiar edinmiş. “Akşam canlı müzik eşliğinde açık büfe yemeğimiz var, iştirak eder misiniz?” diyor resepsiyonist. Kurnaz geçinen bendeniz o kadar para bayılacak göz var mı bende, uyanıklığının verdiği gururla teklifi geri çeviriyorum. Dakikalar süren arayışlarım neticesinde gayet salaş bulduğum mekana girip siparişimi veriyorum.

Hata kullara mahsus, spesifik olarak da beni epeyce sever. Otele döndüğümüzde açık büfe yemeğin bizim ödediğimizin sadece üçte biri olduğunu esefle öğreniyorum. Yediklerim boğazıma diziliyor, sıklıkla yutkunuyorum.

Alemci Ağva ahalisi…

Şehir merkezinde yürürken, hatta yemek yemek için bir yer ararken görüyorum ki içkisiz yer bulmak zor. En azından ben göremedim. Market dahil, kuruyemişçilere kadar her yerde içki satılmakta. Her sahil beldesine gidişimde aynı manzarayla karşılaşıyorum. Örneğin Edirne taraflarında bir köyde, kahvedeki amcaların çay yerine bira tükettiklerini esefle farketmiştim. Alemci çakırkeyflerin, demleme yaparken meze niyetine muhakkak deniz manzarası istediklerinden, ikamette bu yöreleri tercih ettiklerine kanaat getirmiş durumdayım.

Ağva, yemyeşil doğası, iki yanında akan Göksu ve Yeşilçay nehirleri, cephesinde Karadeniz'in masmavi suları, birbirinden lezzetli balıkları ile İstanbul'un kuzeydoğusunda yer alan bir doğa harikası... Şile İlçesine bağlı bakir kalmış yerlerden birisi. Eskiden çoğunlukla bahar ve yaz aylarında İstanbullular için sayfiye yeri sayılan ama artık kışın da şehrin gürültüsünden kaçmak ve huzur içinde bir tatil geçirmek isteyenlerin bir numaralı tercihi olan yemyeşil bir rüya Ağva...
Kaynak

1 yorum: