İzmir'in tarihi yerleri: Güzelhisar

İzmir-Çanakkale yolunda, Aliağa’dan sağa sapıverip de beş kilometre kadar ilerlediniz mi, kendinizi Güzelhisar sapağında bulursunuz. Güzelhisar bir bakışta kendini ele vermez. Görünen kimi evlerden dolayı orada bir köy olduğunu anlarsınız ama köyle ilgili bir fikir edinemezsiniz. Çünkü resim tam değildir...

Tarihi Kocaçeşme’yi sağda bırakıp yokuşu tırmandığınızda bir aşımlık bir tepenin ardında köy sizi "kabul eder." Ege’nin eski yerleşim kıyı köylerinin çoğunda olduğu gibi, Güzelhisar da kıyıdan içeri çekilip gizlenmiştir. Geçmiş’in Güzelhisar’ı, kıyı yönünden geldiğinizde tek evini bile göremeyeceğiniz bir yerleşim yeridir. Bunun nedeni korsan korkusu olsa gerektir. Vaktiyle Güzelhisar halkının, Ege adalarına uzanıp korsanlık yapanları koruyup gizlediği de söylentiler arasındadır ama ben daha çok korsan korkusunun bu yer seçiminde etkili olduğunu düşünürüm. Kıyıdan bakınca Güzelhisar görünmez. Ta ki, köye varıncaya dek.

KARAOSMANOĞLU’NA MEYDAN OKUYAN ALİ AĞA

Güzelhisar’ın uzun bir tarihi, karmaşık bir geçmişi var. 1313-1320 yıllarında kurulmuş. Türklerin Batı Anadolu’daki ilk yerleşim yerlerinden. Anadolu o gün için beyliklere bölünmüştür ve Bizans’ın etkisini günden güne yitirdiği bir dönemi yaşamaktadır. Güzelhisar’ın Saruhanoğulları’nın denetiminde kaldığı ve onlar tarafından gözetildiği bilinmektedir. Osmanlı ile ülfeti de hallicedir. Bir ara kaza merkezi yapılmış, yöresinde etkin konum üstlenmiştir. Karaosmanoğulları’nın o dönemde Güzelhisar’la ilgilendikleri bilinir. Köyün en eski sülalelerinden Abdülkerimoğulları (diğer adı Kalabaklıoğulları) köyün egemenleridir. Şimdiki Aliağa’ya adını veren kimdir bilinmez; ama 1585 yılında Güzelhisar’a hükmeden bir Ali Ağa gerçekten vardır. Civar tarihinde nedense Ali Ağa boldur. 1851’den sonra etkin olan ve Osmanlı için para toplamakla görevli Güzelhisarlı Ali Ağa’nın mültezimliği ise sabittir. Köydeki iki camiden birini Ali Ağa yaptırmıştır. (Diğeri Balaban Paşa Camii) O Ali Ağa ki, Karaosmanoğlu ile çatışmayı göze alabilmiştir. Bir tarafta 1500 piyade, ötekinde 1000 atlı olmak üzere kanlı bir savaş olmuştur. Köyün eski mahalleleri, Cami Mahallesi ve Bölcek Mahallesi’dir.

Güzelhisarlı öğretmen arkadaşım, Güzelhisar kitabının yazarı Cevat Yıldırım’dan aldığım bu bilgiler arasında Bilge Umar’ın Güzelhisar’ın 1750-1850 yılları arasında yöredeki en güvenli yer olduğunu belirtmesi de var. Çünkü kaza Güzelhisar. Ayanı var; kadısı, şusu busu var.

1835’teki veba salgınından sonra Güzelhisar nüfusunun çevre köy ve kasabalara dağıldığı söylentisi yoğundur. 1840’larda yoğunlaşan göç nedeniyle burada yalnız bir aile kalmıştır. Kaza olma niteliğini 1870’te yitirmiştir. Bir süre için Foça’ya bağlı kalmış, daha sonra Menemen’e bağlanmıştır. Bunun için Osmanlı kayıtlarının bazılarında Güzelhisar-ı Menemen diye anıldığı da görülür. Güzelhisar, o badireleri öylece atlatmıştır ama atlatamayan köyler de vardır. Bugün, yeri bile bilinmeyen İncirbükü ve Atçukuru, tarihin karanlığına çekilip gitmiş kayıp köylerdendir. 1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Bulgaristan muhacirlerinin yerleştirildiği bir yer olur Güzelhisar. Kurtuluş Savaşı ertesindeki Büyük Mübadele’de ise daha çok Selanik dolayından gelenler Aliağa Çiftliği, Arap Çiftliği gibi bugün Tüpraş ve Petkim’in bulunduğu Aliağa topraklarına yerleştirilir. 1937’de bir başka göçmen kafilesi gelir.

"Hisar" adı, geçmişte burada, Güzelhisar’ın önündeki ovaya hakim tepede bir hisarın bulunduğu düşüncesini kuvvetlendiriyor./_np/4353/6744353.jpg

Ne kazı, ne araştırma! Her şey öylece darmadağın duruyor. Kimi mezar taşları, antik kalıntılar çarçur edilmiş ya da yağmalanmış. Vaktiyle eski öğretmenlerden Mehmet Gürer’in öncülüğüyle eski eserler toplanmaya başlanmış, bunlar muhtar Salih Karadayı zamanında zapturapt altına alınmış ama sonraki muhtar "Başıma iş açar" diye onları jandarmaya teslim etmiş. Şimdi nerede oldukları bile belli değil. Haberin devamı için tıklayın

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder