Edirne'nin tarihi, gezilecek yerleri

Edirne’ye yolum ilk kez 1961 yılında düşmüştür. İstanbul’da bile henüz garaj mefhumu yokken, Sirkeci sokaklarından bindiğim otobüs, hayli sıkıntılı bir yolculuktan sonra beni oraya götürmüştür. Selimiye’nin minarelerini karşıdan önce iki, sonra üç, şehre girince de dört görünce; ağzım bir karış açık kalmıştır ki, tevatür bir şaşkınlıktır.
Serhaddimiz Edirne
Siz şimdi diyeceksiniz ki, "Kardeşim, bizim bildiğimiz Selimiye’nin dört minaresi vardır ve de her biri üç şerefelidir." Bilmez olur muyum? Hem nereye kadar bilirim, bilir misiniz; o öndeki minarelerin sağdaki ilkinin kapısından girdiğinizde, sizi üç merdivenin karşılayacağına ve bu üç merdivenin de ayrı ayrı üç şerefeye çıkacağına kadar... Öteki minarelerde ise tek merdiven olduğunu ve üç şerefeye de onunla çıkıldığını bilirim. 16 yaşımın zıpırlığıyla çıktığım bu minarenin sanki ilk şerefesine değil de, uzayda bir yerlere ulaşmıştım; oradan biliyorum. Yükseklik korkumun temeli orada atıldı çünkü. O dört minare iki görünerek, yeni kod numarasını bilmediğim, eski adıyla E-5 Karayolu’ndan öyle azametle dikilmiş iki mızrak gibi karşılardı sizi. 1961’de beni karşıladığı gibi. Az bir fireyle, yine öyle.

Bir daha ve bin kez Merhaba!

Hoş buldum, hoşça buldum seni Edirne şehri.

Serhaddin öksüzü, Batı’nın unutulmuşu; merhaba!

İşte, usul usul Selimiye’nin öteki minareleri: 3. ve 4.

Esselam Edirne şehri!

Kim bilir kaçıncı kez Edirne’deydim. Dedim: "Usul dur çocuk. Çocukluğun da bir sınırı vardır. Hele şimdi, altmışını aşmış bir çocukken..."

O Edirne şehri ki, karşımdadır ve tarihin içinden sıyrılıp gelen görkemli kimliğiyle pehlivan pehlivan ortada dolanmakta, peşrev çekmektedir.

Şimdi onu adımlamakta iş. Üşenmek ne demek, sevdalının büyülenmiş gözlerinin görmek istediğine ayaklar diretir mi hiç!

Hiç bakmadım. Mimar Sinan’ın elini öptüm heykelinde, Selimiye’yi döne dolaşa gezdim. Öyle ki, "müezzin mahfili"nin ayaklarından birine işlenmiş Ters Lale’yi bile arayıp buldum.

Eski Cami, Üç Şerefeli... Mezit Bey Hamamı... Külliyen külliyeler. Bedesten. Kervansaray.

Derler ki: "Eski Cami’nin yazısı / Üç Şerefeli’nin kapısı/Selimiye’nin yapısı..."

Ünlü kervansaray karşımda. Şimdi otel. Geçen yıllarda birkaç gün orada konakladım. Benim Edirne’ye ilk adımımı attığım 1961 yılında bir harabeydi burası. 1964 yılında buradan ayrılırken Kervansaray’a bakan "kafe"lerin yerinde şehrin garajı vardı.

Şimdi hayli canlanmış çarşı içlerinden vurup Saraçlar Caddesi’ne, oradan Alipaşa Çarşısı’na ulaşıyorum. Yağmur kaçkınlıklarının özel kokularla dolu hazinesinin şimdiki kokuları farklı. Dükkánlar, dükkánlar... Edirne’nin meyve biçimindeki sabunları ve "aynalı süpürgeleri" hemen her hediyelikçi dükkánında var. Almamak olmaz. Andaç gerek.

Alipaşa Çarşısı’nın orta kapısının batı kesimi ciğercilerle dolmuş. Yaprak ciğer, Edirne tarihine yenilerde yazılmış. Kim bulmuş, kim getirip ünlendirmişse helal olsun! Şimdi Edirne’ye varıp da yaprak ciğer yememek olmaz! Yalnız ciğercilerimiz, ciğerin yanında soğan vermeyi henüz benimsememişler, hatta düşünememişlerdir ya; severseniz söyleyin, öbür lokantadan da olsa, bulup getirirler!

Ciğercilerden batıya, kadim Edirne şehrinin mahallelerine doğru yürüdüğünüzde sizi eski yapılar karşılayacaktır. İki adım sonra vardığınız yer Koca Yusuf’un kabridir oysa. Vaktiyle bakıp bakıp, "Eskinin acar adamlarının eni boyu eğer bu mezardaki kadarsa, vah onların karşısına çıkana!" dediğimi anımsıyorum ya, essahtan öyle!

Koca Yusuf, Edirne tarihine gömülmüş nice devden biri! Öyle upuzun, gepgeniş yatıyor orda.

Kaleiçi’nin eski evlerinin önemli bölümü bütünüyle ahşap. Onları korumak bir sorun. Mirasçılar arasındaki anlaşmazlıklar, bırakıp gitmeler, kolay evlere göçlerle yeni düzen tutturmalar, bu kocaman eski mahalleleri kargalara teslim etmiş. Oysa geçmişin Vali Konağı bile buradaydı. Kala kala İstiklal İlkokulu kalmış o günlerden bugünlere ve de bazı evler. Ötesi, geçmişiyle övünmeye fırsat bulamayan düşkün ihtiyarlar gibi gözleri derinlerde yüzen bakışlarıyla göçkün evler...Yazının tamamını okumak için tıklayın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder