Kahire - Mısır

Yaklaşan Kurban Bayramı nedeniyle Turizm firmaları kampanyalarına başladılar. Bu Bayram özellikle yurt dışına gitmek isteyenler için ortadoğu ülkeleri avantajlı durumda. Çünkü artan dolar fiyatlarından en az etkilenen ülkeler arasında. Dolayısıyla Bu ülkelere yaz fiyatlarıyla tatile gidebiliriz.
Bir örnek olarak size 3 gece sürecek Kahire turu ve fiyatları hakkında bilgi vermek istiyoruz.

Tivoli Turizmin hazırladığı Kahire turu ve fiyatları şöyle:

1. GÜN İSTANBUL / KAHİRE
Sabiha Gökçen Havalimanından hareket. Yaklaşık 2 saatlik bir uçuştan sonra Kahire Havalimanı'na varış.. Karşılama ve pasaport işlemleri.
Panoramik şehir tanıtım turu. sonrası otele yerleşme.

2.GÜN KAHİRE
Otelde kahvaltı.
Öğle yemeği dahil Giza Piramitleri ve Kahire Müzesi turu.
Kahire ulusal müzesi..
Ekstra oryantal şovlu Nil'de yüzer restoran turu. Otelde konaklama.

03.GÜN KAHİRE
Otelde kahvaltı.
Ekstra öğle yemekli İskenderiye turu.
Mısır'ın ikinci en büyük şehri İskenderiye gezisi. 225 km
Otelde konaklama.

04.GÜN KAHİRE - İSTANBUL
Otelde kahvaltı ve otelden ayrılış.
Havalimanına transfer.
İstanbul'a hareket.
Bu gezinin Maliyeti ise gecelik 114 Avro.

Bu fiyata şunlar dahil.

gidiş-dönüş ekonomi sınıfı uçuşlar.
3 gece seçilen kategori otelde kahvaltı dahil konaklama
Havaalanı/Otel/Havaalanı transferleri
Panaromik Kahire şehir tanıtım turu

Çanakkale gezilecek yerler; Gelibolu yarımadası, şehitlikler

Sadece ülkemiz değil, Dünya tarihinin akış yönünü değiştiren 1915 Çanakkale Savaşının yapıldığı yerleri görebileceğiniz Gelibolu gezisine Kilitbahir Kalesi'neden başlayabilirsiniz. Bu şekilde Yarımadanın Güneyini ve dolayısıyla 18 Mart Deniz zaferinin yaşandığı yeri görebilirsiniz. Gezinize kuzey taraftan da başlayabilirsiniz. Yani Eceabat'a geçerek Kabatepe Müzesini ziyaret edebilirsiniz. Ve oradan da Conkbayırına geçebilirsiniz.

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Gezilecek Yerler

Çanakkale savaşlarının en yoğun ve kanlı olarak yaşandığı yerdir. Bu milli parkta Seddülbahir Savaş Alanı, Tekke Koyu, Ertuğrul Koyu, İkizler Koyu, Hisarlık Tepe , Alçı Tepe , Zığındere , Kereviz Dere , Arıburnu, Anafartalar Savaş Alanlarında Kaba Tepe, Kanlı Sırt , Conkbayırı, Suvla ovası, ayrıca Türk Şehitlik ve Anıtları, Yabancı Mezarlık ve Anıtlar , Savaş kalıntıları, Tabyalar-silahlar, siperler, batıklar, Arkeolojik ve Tarihi Sitler , Müzeler ve Yerleşmeler görülmesi gerekli yerlerin başındadır. Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'nda Türkler için en anlamlı noktalarda bir tanesi Çanakkale Şehitler Abidesidir.

Çanakkale Şehitler Abidesi


Abide Hizsarlık Tepe üzerindedir. Çanakkale savaşlarında şehit düşen 250 bin şehit anısına inşaa edilmiştir. 21/08/1960 tarihinde hizmete açılan anıt'ın yüksekliği 41,70 m'dir. Mimarları Doğan Erginbaş ve İsmail Utkular'dır


Oliympos Mocamp Otel

Olympos Mocamp Otel, Bungalow evler , Karavan ve Çadır ile tatil yapma imkanı veriyor. Fiyat ta sunduğu seçenklerden ötürü kaştaki diğer otellere göre daha hesaplı oluyor.

Toplam 10 bungalow odası ve her odasında 15 m2 lik alan bir alanda duş-wc, klima, mini-buzdolabı, saç kurutma makinası, gardırop, sandalyeli veranda ile hizmetini sunuyor. Yani anlayacağınız lüx bir oteli aratmıyor.
Ayrıca Karavan ve çadır müşterileri için ortak kullanımlı mutfak ve çamaşırhane
hazırlanmış.
En önemli avantaji ise Kaş 2 km ve denize sıfır olması.

Edirne'nin tarihi, gezilecek yerleri

Edirne’ye yolum ilk kez 1961 yılında düşmüştür. İstanbul’da bile henüz garaj mefhumu yokken, Sirkeci sokaklarından bindiğim otobüs, hayli sıkıntılı bir yolculuktan sonra beni oraya götürmüştür. Selimiye’nin minarelerini karşıdan önce iki, sonra üç, şehre girince de dört görünce; ağzım bir karış açık kalmıştır ki, tevatür bir şaşkınlıktır.
Serhaddimiz Edirne
Siz şimdi diyeceksiniz ki, "Kardeşim, bizim bildiğimiz Selimiye’nin dört minaresi vardır ve de her biri üç şerefelidir." Bilmez olur muyum? Hem nereye kadar bilirim, bilir misiniz; o öndeki minarelerin sağdaki ilkinin kapısından girdiğinizde, sizi üç merdivenin karşılayacağına ve bu üç merdivenin de ayrı ayrı üç şerefeye çıkacağına kadar... Öteki minarelerde ise tek merdiven olduğunu ve üç şerefeye de onunla çıkıldığını bilirim. 16 yaşımın zıpırlığıyla çıktığım bu minarenin sanki ilk şerefesine değil de, uzayda bir yerlere ulaşmıştım; oradan biliyorum. Yükseklik korkumun temeli orada atıldı çünkü. O dört minare iki görünerek, yeni kod numarasını bilmediğim, eski adıyla E-5 Karayolu’ndan öyle azametle dikilmiş iki mızrak gibi karşılardı sizi. 1961’de beni karşıladığı gibi. Az bir fireyle, yine öyle.

Bir daha ve bin kez Merhaba!

Hoş buldum, hoşça buldum seni Edirne şehri.

Serhaddin öksüzü, Batı’nın unutulmuşu; merhaba!

İşte, usul usul Selimiye’nin öteki minareleri: 3. ve 4.

Esselam Edirne şehri!

Kim bilir kaçıncı kez Edirne’deydim. Dedim: "Usul dur çocuk. Çocukluğun da bir sınırı vardır. Hele şimdi, altmışını aşmış bir çocukken..."

O Edirne şehri ki, karşımdadır ve tarihin içinden sıyrılıp gelen görkemli kimliğiyle pehlivan pehlivan ortada dolanmakta, peşrev çekmektedir.

Şimdi onu adımlamakta iş. Üşenmek ne demek, sevdalının büyülenmiş gözlerinin görmek istediğine ayaklar diretir mi hiç!

Hiç bakmadım. Mimar Sinan’ın elini öptüm heykelinde, Selimiye’yi döne dolaşa gezdim. Öyle ki, "müezzin mahfili"nin ayaklarından birine işlenmiş Ters Lale’yi bile arayıp buldum.

Eski Cami, Üç Şerefeli... Mezit Bey Hamamı... Külliyen külliyeler. Bedesten. Kervansaray.

Derler ki: "Eski Cami’nin yazısı / Üç Şerefeli’nin kapısı/Selimiye’nin yapısı..."

Ünlü kervansaray karşımda. Şimdi otel. Geçen yıllarda birkaç gün orada konakladım. Benim Edirne’ye ilk adımımı attığım 1961 yılında bir harabeydi burası. 1964 yılında buradan ayrılırken Kervansaray’a bakan "kafe"lerin yerinde şehrin garajı vardı.

Şimdi hayli canlanmış çarşı içlerinden vurup Saraçlar Caddesi’ne, oradan Alipaşa Çarşısı’na ulaşıyorum. Yağmur kaçkınlıklarının özel kokularla dolu hazinesinin şimdiki kokuları farklı. Dükkánlar, dükkánlar... Edirne’nin meyve biçimindeki sabunları ve "aynalı süpürgeleri" hemen her hediyelikçi dükkánında var. Almamak olmaz. Andaç gerek.

Alipaşa Çarşısı’nın orta kapısının batı kesimi ciğercilerle dolmuş. Yaprak ciğer, Edirne tarihine yenilerde yazılmış. Kim bulmuş, kim getirip ünlendirmişse helal olsun! Şimdi Edirne’ye varıp da yaprak ciğer yememek olmaz! Yalnız ciğercilerimiz, ciğerin yanında soğan vermeyi henüz benimsememişler, hatta düşünememişlerdir ya; severseniz söyleyin, öbür lokantadan da olsa, bulup getirirler!

Ciğercilerden batıya, kadim Edirne şehrinin mahallelerine doğru yürüdüğünüzde sizi eski yapılar karşılayacaktır. İki adım sonra vardığınız yer Koca Yusuf’un kabridir oysa. Vaktiyle bakıp bakıp, "Eskinin acar adamlarının eni boyu eğer bu mezardaki kadarsa, vah onların karşısına çıkana!" dediğimi anımsıyorum ya, essahtan öyle!

Koca Yusuf, Edirne tarihine gömülmüş nice devden biri! Öyle upuzun, gepgeniş yatıyor orda.

Kaleiçi’nin eski evlerinin önemli bölümü bütünüyle ahşap. Onları korumak bir sorun. Mirasçılar arasındaki anlaşmazlıklar, bırakıp gitmeler, kolay evlere göçlerle yeni düzen tutturmalar, bu kocaman eski mahalleleri kargalara teslim etmiş. Oysa geçmişin Vali Konağı bile buradaydı. Kala kala İstiklal İlkokulu kalmış o günlerden bugünlere ve de bazı evler. Ötesi, geçmişiyle övünmeye fırsat bulamayan düşkün ihtiyarlar gibi gözleri derinlerde yüzen bakışlarıyla göçkün evler...Yazının tamamını okumak için tıklayın.

Kayak Merkezleri

Ülkemiz , Alp - Himalaya Sıradağları üzerinde, toplam yüz ölçümünün yaklaşık yarısından fazlası (%55′i)dağlık alanlarla kaplıdır. Bu dağların yüksekliği ise 1500 - 3000 m. arasındadır.. Bu sıradağlar sayesinde Türkiye bir kayak merkezidir. Hem de yaz turizmi ile bilinen Antalya da bile kayak merkezi bulununmaktadır.
Türkiye’de şu anda Bakanlar Kurulu Kararı ile ilan edilmiş 19 kış sporları turizm merkezi bulunuyor Bunlar...........

Kayseri ili Erciyes, Aksaray ili Hasan Dağı, Gümüşhane ili Zigana Dağı, Kocaeli ili Kartepe, Bayburt ili Kop Dağı, Erzurum ili Palandöken, Bitlis ili Sapgör, Antalya Alanya Akdağ, Isparta Davraz, Bolu Köroğlu Dağı, Kastamonu-Çankırı-Ilgaz, Bursa Uludağ , Kars Sarıkamış, Muğla Seki Erendağ, Samsun Ladik Akdağ, Çankırı Ilgaz Kadınçayırı, Antalya Akseki, Gümüşhane Çakırgöl ve Erzincan Ergan Dağında bulunmaktadır.

Bu merkezlerinden size tavsiye edebileceklerimiz ise şunlardır.

AĞRI-BUBİ DAĞI

ANKARA-ELMADAĞ

ANTALYA-SAKLIKENT

BİNGÖL-YOLAÇTI

BİTLİS-MERKEZ

BOLU-KARTALKAYA

BURSA-ULUDAĞ

ELAZIĞ-SİVRİCE HAZARBABA

ERZİNCAN-BOLKAR

ERZURUM-PALANDÖKEN

GÜMÜŞHANE-ZİGANA

ISPARTA-DAVRAZ

İZMİR-ÖDEMİŞ BOZDAĞ

KASTAMONU-ILGAZ

KAYSERİ-ERCİYES



Ankara'da Tatil, Gezilecek Yerler

Ankara tarihi çok eski zamanlara dayanan bir yerleşim merkezidir fakat büyük şehir olması başkent olarak seçilmesiyle olmuştur. Bugün Türkiye'nin ikinci büyük şehridir. Ankara'nın iç anadolu bölgesinde olması sizi yanıltmasın, oldukça yeşil bir şehir Ankara.
Ankara'ya yolunuz düşerse uğramadan dönmeyin diyebileceğimiz yerler:
Anıtkabir
Atakule
Atapark (Altındağ'da)
Atatürk Orman Çiftliği ve Hayvanat Bahçesi
Gölbaşı piknik ve mesire alanı, göl kenarında gezinti yapın
Çubuk barajı
Ankara Kalesi
Etnoğrafya Müzesi
Tunalı Hilmi
Sakarya Caddesi
Kızılay
Gençlik Parkı (düzenlemesi bittiyse)
Hacı Bayramı Veli Camii

İlgili yazılar:
Elmadağ Kayak Merkezi
Ankara, İstanbul Ordu evleri
Ankara, İstanbul, İzmir Öğretmenevleri

Alanya Saklıkent Kış Turizmi

Yaz turizminin vazgeçilmez ili Antalya da kış turizmi de yapmak mümkün. Antalya’nın batısında Beydağları üzerinde yer alan Saklıkent te bulunan Saklıkent Kayak merkezi Antalya kent merkezine 50 kilometre kuzeybatıda yer alır. Antalya’ya yakın olması nedeniyle dünya da bir günde iki mevsimin birden yaşanabilen çok nadir yerlerden biridir Saklıkent kayak merkezi. İki bin 747 metre yüksekliği olan Bakırlı Dağı nda bulunana kayak merkezinin , kayak alanı 2300-2000 metre arasındadır. Kayak mevsimi 2-3 ay sürüyor. Bu süre kar yağışına bağlı olarak bazı yıllarda uzayabiliyor. Merkezde, 240 kişi/saat ve 340 kişi/saat kapasiteli iki ayrı teleski hizmet veriyor.

Antalya'da gezilecek tarihi ve turistik yerler

Türkiye'nin en çok turist çeken şehri olan Antalya'nın ilçeleri dışında şehir merkesinde ve civarında nereleri görebilirsiniz? Tarihi ve Turistik yerleri nerelerdir? Alışveriş mekanları, doğal güzelliği olan yerler, dincence ve eğlence mekanları nerelerdir?


Antalya'daki müzeler

Antalya Müzesi Türkiye'deki sayılı müzelerdendir. Oldukça zengin bir koleksiyona salip müzenin geçmişi 1. dünya savaşına dayanır. İtalyan işgali sırakında değerli tarihi eşyaların kaçırılmasını önlemek maksadıyla kurulmuş olan Müzede sergilenen tarihi eserlerin büyük çoğunluğu bu yöreye aittir.
Bu müzenin dışında Side'de bir, Alanya'da 3 adet müze daha vardır. Alanya'da Atatürk evi de ziyaret edilmesi gereken yerlerdendir.

Antalya'daki tarihi yerler, ören yerleri


Surlar: Günümüze Hadrian kapısı, birkaç burç ve kuleler kalmıştır.
Antalya'nın en eski yerleşim yeri olan ve Kaleiçi olarak anılan semti bugün büyük bir kısmı yıkılmış olan surlarla çevrilidir.
MS 130 yılında Kral Hadrianus'un şehre gelişi onuruna yapılmış olan Hadrian Kapısı ve yanındaki iki kule halen ayaktadır.
Sıcaktan ve güneşken korunmak amaçlı inşaa edilmiş tarihi Antalya evleri de görülmeye değer.
Antalya'nın 18 km doğusundaki Perge antik şehri yapılan kazılar neticesinde ortaya çıkarılan önemli kalıntılar şunlardır: Tiyatro, Stadion, Agora, Sütunlu cadde, nekropol, surlar, gymnasium, hamam, anıtsal çeşme ve kapılar.

Gezilecek diğer yerler


Cam piramit: Fuar ve kongre merkezi olarak kullanılan bu modern yapı 1997'de yapılmıştır.
Antalya Kültür Merkezi: 1996'da açılışı yapılan kültür merkezinin iki salonu vardır.
Kaleiçi Yat Limanı, Marina
Semtevi: Fuaye ve Sergi Salonu, Yönetim, Kitaplık, Arşiv, Muhtar Odası, Sağlık Odası, Derslikler, Kültür Evi Salonu ve Sahnesi gibi bölümlerin olduğu bir kültür mekezidir.
Antalya Hayvanat Bahçesi

Antalya'daki Şelaleler


Antalya'da toplam 3 adet gezilesi şelale, çağlayan vardır. Bunlar; Antalya şehir merkezine 8 kilometre mesafedeki Düden şelalesi, ki bu şelalenin çevre düzenlemesi yapılmış olup, piknik alanı, cefeler mevcuttur. Havalanı yolu üzerindeki Kurşunlu şelalesi. Ve en meşhur şelalelerden olan Manavgat şelalesi.

İlgili konular:
Kaş Hakkında Genel Bilgi
Fethiye Gezilecek Yerler
Damlataş Mağarası

İzmir'in tarihi yerleri: Güzelhisar

İzmir-Çanakkale yolunda, Aliağa’dan sağa sapıverip de beş kilometre kadar ilerlediniz mi, kendinizi Güzelhisar sapağında bulursunuz. Güzelhisar bir bakışta kendini ele vermez. Görünen kimi evlerden dolayı orada bir köy olduğunu anlarsınız ama köyle ilgili bir fikir edinemezsiniz. Çünkü resim tam değildir...

Tarihi Kocaçeşme’yi sağda bırakıp yokuşu tırmandığınızda bir aşımlık bir tepenin ardında köy sizi "kabul eder." Ege’nin eski yerleşim kıyı köylerinin çoğunda olduğu gibi, Güzelhisar da kıyıdan içeri çekilip gizlenmiştir. Geçmiş’in Güzelhisar’ı, kıyı yönünden geldiğinizde tek evini bile göremeyeceğiniz bir yerleşim yeridir. Bunun nedeni korsan korkusu olsa gerektir. Vaktiyle Güzelhisar halkının, Ege adalarına uzanıp korsanlık yapanları koruyup gizlediği de söylentiler arasındadır ama ben daha çok korsan korkusunun bu yer seçiminde etkili olduğunu düşünürüm. Kıyıdan bakınca Güzelhisar görünmez. Ta ki, köye varıncaya dek.

KARAOSMANOĞLU’NA MEYDAN OKUYAN ALİ AĞA

Güzelhisar’ın uzun bir tarihi, karmaşık bir geçmişi var. 1313-1320 yıllarında kurulmuş. Türklerin Batı Anadolu’daki ilk yerleşim yerlerinden. Anadolu o gün için beyliklere bölünmüştür ve Bizans’ın etkisini günden güne yitirdiği bir dönemi yaşamaktadır. Güzelhisar’ın Saruhanoğulları’nın denetiminde kaldığı ve onlar tarafından gözetildiği bilinmektedir. Osmanlı ile ülfeti de hallicedir. Bir ara kaza merkezi yapılmış, yöresinde etkin konum üstlenmiştir. Karaosmanoğulları’nın o dönemde Güzelhisar’la ilgilendikleri bilinir. Köyün en eski sülalelerinden Abdülkerimoğulları (diğer adı Kalabaklıoğulları) köyün egemenleridir. Şimdiki Aliağa’ya adını veren kimdir bilinmez; ama 1585 yılında Güzelhisar’a hükmeden bir Ali Ağa gerçekten vardır. Civar tarihinde nedense Ali Ağa boldur. 1851’den sonra etkin olan ve Osmanlı için para toplamakla görevli Güzelhisarlı Ali Ağa’nın mültezimliği ise sabittir. Köydeki iki camiden birini Ali Ağa yaptırmıştır. (Diğeri Balaban Paşa Camii) O Ali Ağa ki, Karaosmanoğlu ile çatışmayı göze alabilmiştir. Bir tarafta 1500 piyade, ötekinde 1000 atlı olmak üzere kanlı bir savaş olmuştur. Köyün eski mahalleleri, Cami Mahallesi ve Bölcek Mahallesi’dir.

Güzelhisarlı öğretmen arkadaşım, Güzelhisar kitabının yazarı Cevat Yıldırım’dan aldığım bu bilgiler arasında Bilge Umar’ın Güzelhisar’ın 1750-1850 yılları arasında yöredeki en güvenli yer olduğunu belirtmesi de var. Çünkü kaza Güzelhisar. Ayanı var; kadısı, şusu busu var.

1835’teki veba salgınından sonra Güzelhisar nüfusunun çevre köy ve kasabalara dağıldığı söylentisi yoğundur. 1840’larda yoğunlaşan göç nedeniyle burada yalnız bir aile kalmıştır. Kaza olma niteliğini 1870’te yitirmiştir. Bir süre için Foça’ya bağlı kalmış, daha sonra Menemen’e bağlanmıştır. Bunun için Osmanlı kayıtlarının bazılarında Güzelhisar-ı Menemen diye anıldığı da görülür. Güzelhisar, o badireleri öylece atlatmıştır ama atlatamayan köyler de vardır. Bugün, yeri bile bilinmeyen İncirbükü ve Atçukuru, tarihin karanlığına çekilip gitmiş kayıp köylerdendir. 1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Bulgaristan muhacirlerinin yerleştirildiği bir yer olur Güzelhisar. Kurtuluş Savaşı ertesindeki Büyük Mübadele’de ise daha çok Selanik dolayından gelenler Aliağa Çiftliği, Arap Çiftliği gibi bugün Tüpraş ve Petkim’in bulunduğu Aliağa topraklarına yerleştirilir. 1937’de bir başka göçmen kafilesi gelir.

"Hisar" adı, geçmişte burada, Güzelhisar’ın önündeki ovaya hakim tepede bir hisarın bulunduğu düşüncesini kuvvetlendiriyor./_np/4353/6744353.jpg

Ne kazı, ne araştırma! Her şey öylece darmadağın duruyor. Kimi mezar taşları, antik kalıntılar çarçur edilmiş ya da yağmalanmış. Vaktiyle eski öğretmenlerden Mehmet Gürer’in öncülüğüyle eski eserler toplanmaya başlanmış, bunlar muhtar Salih Karadayı zamanında zapturapt altına alınmış ama sonraki muhtar "Başıma iş açar" diye onları jandarmaya teslim etmiş. Şimdi nerede oldukları bile belli değil. Haberin devamı için tıklayın

Bodrum Hapimag Sea Garden Hotel Tatil Köyü

Otel kompleksi 288 çift kişilik oda, Tatil köyü ise 16 Suit, 50 aile odası, 46 standart oda, ve 271 adet apart'tan oluşmaktadır. Otel tarafında iki adet, tatil köyü tarafında ise sekiz adet engellilere özel odalarımız bulunmakta, oda servisi, doktor, bebek bakıcısı ve daha fazlası konuklarımızın hizmetindedir.

Hapimag Resort Sea Garden’da ikisi kapalı olmak üzere toplam 5 adet yüzme havuzu bulunmaktadır. Ayrıca çocuklarınız, kaydıraklı çocuk havuzu ve çocuk klubü ile onları güvenle teslim edebileceğiniz rehberlerin gözetimindedir. Ek olarak konuklarımız; tenis, squash, basketbol, plaj voleybolu, mini golf, masa tenisi, dağ bisikleti, yürüyüş turları gibi aktivitelerden faydalanabilir.

Otel Tel: +90 252 368 90 10 - +90 252 368 90 56
Yalıçiftlik 48400 Bodrum / MUGLA

Otelle ilgili görüşlerinizi yorum yazarak paylaşabilirsiniz.

Ayvalık Haliç Park Hotel

Herşey dahil konseptiyle hizmet veren oteldeki bazı aktiviteler şunlar: Açık havuz, animasyon, basketbol, futbol, açık ve kapalı yüzme havuzları, çocuk havuzu, özel plaj, mavi bayrak, berber, market, jakuzi, otopak, uyandırma servisi, bahçe, cafe, bar, tv odası, kongre salonu, Türk hamamı, internet, çamaşırhane, engelli odası, havaalanı servisi, emanet kasa...
Tel: +90 266 331 52 21 - +90 266 331 52 45
Adres: Lale Adası No:1 10400 Ayvalık - Balıkesir


Okullar için 10 Kasım Ankara gezisi

Yaklaşan 10 Kasım ile Turizm firmaları okular için İstanbul dan ve İzmir den ekonomik günü birlik turlar düzenlediler.

Örnek Pay turun hazırladığı proğramı size sunuyoruz. Proğram şöyle:


OKULLAR İÇİN HAZIRLANMIŞ EKONOMİK

10 KASIM ANKARA GEZİ PROGRAMI

Akşam saat 24.30’da okul bahçesinden hareket ile Bolu güzergâhından sabah Ankara’ya varış.
ANITKABİR, ANITKABİR MÜZESİ, BAKANLIKLAR, KIZILAY, ÇANKAYA, Ankara çevre gezileri sonrası öğle yemeği molası sonrası gezimize devam ediyoruz; ANKARA KALESİ, ESKİ MECLİS, ANADOLU MEDENİYETLER MÜZESİ, , ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ, GENÇLİK PARKI gezileri sonrası turumuzun sonu ve İstanbul’a dönüş


TUR ÜCRETİNE DÂHİL OLAN HİZMETLER

Lüks otobüslerle gidiş dönüş ulaşım
Otobüsteki ikramlar, çay, kahve, kola, fanta, su, kola, meyve suyu
Otobüste kahvaltı(isteğe göre sandviç veya poğaça, içecek)
Tüm çevre gezileri ve rehberlik
46 KİŞİDE 4 ÖĞRETMEN ÜCRETSİZ
*istek doğrultusunda programda değişiklik yapılabilir.

İletişim bilgileri :
Telefon : (216) 550 48 05 pbx

Faks : (216) 330 23 09

Email : info@paytur.com.tr



Safranbolu otelleri, kalınacak yerler

Ülkemizin yegane açık hava müzesi Safranbolu'ya gittiğinizde kalmak için otantik ve tarihi mekanları tercih edebilirsiniz. İşte onların içinden, sizin için seçtiklerimiz.
Gütevi (0370)7254645
Raşitler Bağ Evi (0370)7251345
Gökcüoğlu Konağı (0370)71281 53
Asmazlar Konağı (0370) 725 28 83

Cinci Hanı (0370)7120680
Muratoğlu Konağı (Yörük) (0370)7372001

Alanya Serapsu Beach Resort Hotel

Alanya'ya 13, havaalanına 110 kilometre mesafededir. Yeşil ve mavinin bütün tonlarının buluştuğu bir nokta olan bu 5 yıldızlı otelde açık ve kapalı yüzme havuzları ile çocuk havuzu mevcuttur. Masa tenisi, tenis, mini futbol, plaj voleybolu, kaydıraklı havuz, aerobik gibi sporları gün boyu yapabilirsiniz. Türt ve Dünya mutfaklarından çeşit çeşit yemeklerin sunulduğu 1300 kişi kapasiteli restoranda açık büfe hizmet verilmektedir.

Fitness center, dalış okulu, kuaför, sauna, türk hamamı, jakuzi, alış veriş merkezi, 350 kişilik konferans salonu, 80 kişilik toplantı salonu vardır.
Merkezi müsik, havalandırma ve ısıtma sistemi, direkt telefon, minibar, uydu tv, saç kurutma makinası gibi bir özelliği bir arada bulabileceğiniz bir oteldir.
Tel: +90 242 565 14 76
Adres: Konaklı Kasabası 07490 Alanya / Türkiye


Konya Tarihi Yerler: Karatay Medresesi

Taş işçiliğinin mükemmel bir örneğini sergileyen kapısıyla zihnimden asla silinmeyecek olan yapı ise Karatay Medresesi. Aleaddin Tepesi eteğindeki Karatay medresesi, dönemin en önemli ve ünlü eğitim kurumu olmakla birlikte, mimari düzeni, kubbesi ve zengin bezemeleriyle Türk sanatının baş yapıtlarından biri kabul ediliyor. Tek katlı, revaksız, kapalı avulu medreseler planındaki yapıyı, 1251-52'de Emir Celalettin Karatay yaptırmış.
Kesme taş, sırlı ve sırsız tuğla mermer ve çini süslemenin uyumlu beraberliğinin gözlenebildiği yapının en önemli bölümünü oluşturan avlunun kubbesi ve duvarları,tümüyle çini kaplı.Bir kısmı dökülmüş olsa da görkeminden bir şey yitirmemiş.Medresenin avlusunun sağ ve sol'undaki üç odanın birinde Celalettin Karatay'ın türbesi,diğerlerinde de Beyşehir Gölü kenarındaki Kubad-Abad Saray'ından çıkarılan duvar çinileri,çini ve cam tabaklar,Konya ve yöresinde bulunan Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait kandiller ve alçı buluntuları sergileniyor. Çinili medreselerin Konya'daki ilk ve en önemli örneklerinden biride Sırçalı Medrese.2.Aleaddin Keykubat'ın lalası Bedrettin Müslih tarafından 1242-43 yıllarında yaptırılan medrese,kesme taştan,iki katlı,açık avlulu ve eyvanlı klasik Selçuklu medreselerinden. Adını çini süslemelerinden alan yapı,dönemin en önemli eğitim kurumlarındanmış.
12.yy'ın ilk yarısında Sultan Aleaddin Keykubat devri ve sonrasında,dünyanın ilim ve sanat merkezi özelliğini kazanan kentte Bahaeddin Veled,Muhyiddin Arabi,Mevlana Celaleddin Rumi,Sadrettin Konevi,Semsi Tebrizi,Kadı Burhaneddin,Kadı Siraceddin,Urmemi gibi bilgin mutasavvıf ve filozoflar bir araya gelmiş.
Kütüphaneler açılmış,tarih,edebiyat,felsefe,sanat,tıp,kozmografya,hukuk ve din alanlarında tarihi ve kültürel atılımlar yapılmış.Konya'nın "altın çağ" denilen bu dönemi,12. yy ortalarına kadar devam etmiş.

Konya'da gezilecek yerler

"Konya,bozkırın çoğudur,tıpkı bozkır gibi kendini gizleyen esrarlı bir güzelliği vardır. Bozkır, kendine bir serap çeşnisi vermekten hoşlanır. Konya'ya hangi yoldan girerseniz girin sizi bu serap vehmi karşılar."

Cumhuriyetin ilk yıllarında Konya Lisesi'nde çalışan Ahmet Hamdi Tanpınar,sevmekten öte bir duyguyla tüm benliğiyle hisseder Konya'yı ve bunu "Beş Şehir"de dile getirir. Tanpınar'a inanma arzusu ve bozkır ortasında serap bulma kuruntusuyla.bir vahaya ulaşacağıma inanıyorum bende Konya'da.İstanbul gibi bir metropolden,bir Anadolu kentine gelmişseniz,alışmak adına kentin en hareketli noktasını merkez almalısınız kendinize.İşte bu yüzden Konyalıların gezmeye,dolaşmaya,eğlenmeye çıktığı bölgeyi tanımak istiyorum öncelikle.

Kent merkezindeki sosyalleşme alanlarından biri,yörük çadırları şeklinde restoran ve nargile kafeleri, çocuk parkı, Pamukkale travertenleri, Mostar Köprüsü ve peribacaları marketleri, Şelale köşkü ve yapay gölet gibi platformlardan oluşuyor.

Zafer ve Form


Kentin genç ve Batılı yüzü Zafer ve Form'a girebilmek için Fuar alanından geçmem gerektiğini öğreniyorum bir bisiklet sürücüsünden.Konya'da taksi bulmak bir hayli zor. Minibüs ve tramvaylardan sonra trafikte en çok bisiklet ve motosikletlilere rastlanıyor.Hatta belediyenin yaptırdığı özel park alanları bile var. Fuar,Aleaddin Tepesi'nin kuzeybatı eteklerinde Karatay Medresesi ile İnce Minare arasından başlayan ve bir zamanlar Dedebahçesi olarak bilinen bölgeyi içeren yemyeşil bir park. 1970'te halka açılan bu alanda büyük bir gölet, sergi yerleri, kültür merkezi, lokantalar, lunapark, kafeler ve çok sayıda kuruyemiş tezgahı bulunuyor.

Alaaddin Tepesi


Fuar'ın çıkış kapısı Aleaddin Tepesi'ne açılıyor.Tepe denilen yer,öyle bildiğiniz yüksek tepelerden değil.Ancak,bir yığın merdicen basamağıyla çıkılan Aleaddin Tepesi yine de dümdüz bir ovada kurulan kentin en yüksek noktası.Eskiden olduğu gibi bugün de kentin merkezilik işlevini yerine getiren tepenin Kuzeyindeki Aleaddin Camii,Anadolu Selçuklu mimarisinin yazıtlı en eski camisi olması dışında,devasa bir külahuı andıran kümbeti ve gençlerin gözlerden uzak kalabilmesine imkan sağlayan yüksek surlarıyla da ilgiye mazhar.

İnce Minareli Medrese


Yemyeşil ağaçların arasından yürüyerek kentin can damarı Zafer Caddesi'ne iniyorum.Cadde üstündeki muhteşem medrese uzun bir süre soluksuz kalmama neden oluyor. Mükemmel taş işçiliğiyle dillere destan olan İnce Minareli Medrese, çarşının orta yerinde, bir eski zaman mücevheri gibi hemen görünür kılıyor kendisini. Yeni denemelerle dönemine damgasını vuran mimar Kölük bin Abdullah'ın yaptığı medrese,1260'lara tarihleniyor.Yalın ve süslemesiz olan yapı,kemer kilidinin üstünde birbirine dolanan yazıt,bitki ve geometrik motiflerden oluşan iki kuşakla çevrili anıtsal taçkapısı sayesinde Anadolu'nun en önemli medreseleri arasına girmiş.